GÜZTANBUL üzerine

KORAY

Eşcinsel kelimesinin tek tip bir insanı anlatmadığı artık apaçık ortada. Kimse böylesine bir birlik hayali kurmuyor, hatta tek tipliğe doğru yol alan eşcinsel yaşam tarzı birçoğumuzun kabusu oluverdi. Sonuç olarak farklı yollarla eşcinsel olan, farklı şekilde eşcinselliğini yaşama geçiren ya da geçirmeyen, farklı tercihleri, farklı arzuları, politik olarak farklı hedef ve tutumları olan bir insan topluluğuyuz. Umarım bu korkulacak ya üzülünecek bir durum gibi algılanmıyordur buradakilerce.Çünkü bence değil.

Birbirimizden farklıyız. Bunu kabul etmeden birlikte olmamıza imkan da yok. Bunu fark etmeden birbirimizi tanımış sayılmayız. Gerçekçi olmayan barış, kardeşlik ve işbirliği şarkıları söyleyebiliriz. Bunu istemiyoruz herhalde. Neler farklı, onlar kim, onları onlar yapan ne? Beni bize katan ne gibi sorulara cevaplar verilmeli. Sonra bu farkları yok saymadan, birlikte olabileceğimiz birşeyler var mı, birlikte hareket etmemiz mümkün mü diye bakmamız gerek. Ama önce birbirimizi tanımamız gerek.

Birlikte çalışmak zorunda mıyız? Hayır. İyi geçinmek zorunda mıyız? Hayır. Ama bunun elimizden gelip gelmediğine bakmak ve geliyorsa birşeyler yapmak, iletişimi koparmamak harekete olan borcumuz.

Farklı olan ne peki? Yok burada oturup tek tek grupları ele alacak değilim. Ama farklı olan ne olabilir. Grubu oluşturanların sosyal, maddi veya politik, cinsel konumları olabilir bu, grubun ortaya koyduğu eylemlerde gözettiği faydalar olabilir. Yani nihai hedefler farklı olabilir (kimi topluma kendini benimsetmek, kimi toplumu reddetmek, kimi de toplumu değiştirmek isteyebilir mesala). Genel olarak politikaları farklı olabilir. Ya da grupların yapıları ve işleyişleri birbirinden farklı olabilir.

Buluşmaların işlevi ve işe yararlığı ile ilgili tartışmalar geçen baharankarada bayağı tartışılmıştı, hatta istendiği kadar tartışılamamıştı bile. Ama gene bir buluşma yapıyoruz ve ben iyiye değil kötüye bile gittiğimizi düşünüyorum. Buluşmalara "türkiye eşcinseller buluşması" dedik durduk. Bunların bir ev sahibi bir de katılımcıları vardı. Ev sahibi olan organize etmekle birlikte, buluşma hepimizindi. Ama ben bu buluşma da daha farklı hissediyorum açıkçası. Ortada zaten bir etkinlik var ve biz de "misafir" olarak çağrılmışız gibi geliyor. Bu buluşmanın zamanı ya da içeriği ile ilgili geç bilgilendirilmemizin vardı elbet geçerli sebepleri, ama herhangi bir katkımız ya da müdahalemiz olmasına pek de imkan kalmamıştı. Oysa bana geçen buluşmalardan kalan en önemli ders buluşmaya diğer gruplar sadece izleyici olarak gelirse bunun buluşmayı zorlaştıran, gerçekten iletişime geçmemizi kolaylaştırmayan birşey olacağıydı. Bu buluşmada müdahale ve birlikte hazırlanma bir yana, kendimizi diğer konuklarla yan yana ve en az o kadar dışarda konumlandırılmış görüyorum. Yani bu bir lambda organizasyonudur. Türkiye eşcinselleri gibi bir sahiplenme hissetmiyorum.

Gruplar dışında ya da hareketin uzağında olan eşcinsellere ulaşmak her grubun ayrı ayrı üzerinde durduğu ve yapmaya çalıştığı birşey, ama bu buluşmaların böyle bir işlevi ya da amacı olması gerektiğini sanmıyorum. İstese de istemese de ilgi çekecek olan bu organizasyonların asıl hedefinin hareket içinde tartışma olduğunu zannediyorum. Bu buluşmada gruplarla ilgili tarışmanın geciktikçe gecikirken, bunun dışındaki (başka şartlar altında konuşulması gerektiğine inandığım, gerekli bulduğum bir takım nedenlerle bile olsa) konuşmaların uzadıkça uzaması, buna rağmen bu konunun konuşulacağı sonraki günkü toplantının iptali, sanki asıl ağırlığın dışardaki eşcinsellere ulaşmak olduğu gibi bir görünüm sergiliyordu ki, bunun için tüm şehirlerden biraraya gelmemize gerek yoktu.

Buluşma hakkında konuşurken nedense bu buluşmayı organize edenlere saldırıyormuşum gibi bir reaksiyonla cevap verildiğini görüyorum. Ama ben ne bundan önceki buluşmaları savunmak ne de bunu yermek adına söylemiyorum. Ama ortada eğer hâlâ "ortak" yapılacak bir etkinlik varsa, bununla neyi hedeflediğimiz, buluşup da yapmak istediğimizin ne olduğu konularında anlaşmamız gerekiyor, yoksa yaptığımız şeyler hiç de ortak olmuyor. Ve kimse de tatmin olmuyor bundan. Bundan öncekilerde böyle oldu demiyorum, ama en azından bundan önceki buluşmalarda var olduğuna inandığım fikir buluşmaların eşcinsel hareketle ilgili politikaların, tutumun ve fikirlerin alışverişinin yapılacağı ortak organizasyonlar olduğuydu. Gördüğüm kadarıyla istanbul'da artık böyle algılanmıyor buluşmalar. O zaman bundan sonra buluşma olacaksa bu farkı görmezden gelerek biraraya gelmek anlamsız görünüyor. Bunun üzerinde tartışmaya devam etmemiz gerekiyor, bir dahaki karşılaşmamızda bunu kriz halinde yaşamadan önce.

Gruplara döneyim. Grupların birlikte olabilmeleri için olmazsa olmaz koşul birbirlerini tanımaları. Yani bir takım farklılıklar ve başkaca varoluş nedenleriyle (ki bunlar benim aklıma yatmıyor olabilir pekala, zaten bu yüzden ben orda değil burdayım) ortada sizinkinden başka da gruplar var. Siz önce onların varlıklarına ve varoluş sebeplerine saldırmaktan geçip, sizden farklı olmalarına saygı göstermelisiniz ki birlikte olabilin. Ki siz onlarla uğraşacağınız enerjiyi kendi grubunuzla yapacağınız işlere verin. İkinci yapılacak şey de, diğer grupları kendi grubunuz için bir tehdit olarak görmekten kurtulmak, sanki onlar herşeyi size karşı yapıyorlarmış gibi algılamaktan vazgeçmek. Her grupta bu duygularla konuşan, hareket eden insanlar var. Bunun bir an evvel önüne geçilmesi gerekiyor, bu paranoyadan kurtulmamız gerekiyor. Eğer ortada gerçekten bir tehdit saldırı varsa ve bu kişisel bir takım sürtüşmelerin ötesindeyse, gerçekten sorun yaşıyoruz demektir. Yani iletişimi işbirliğini isteyen insanların gruplarında yapmaları gereken, diğer gruplarla ilgili bol keseden konuşmaları, anlamsız gereksiz, yersiz, temelsiz saldırıları engellemeleri ve gene grupları içinde diğer gruplarla ilgili endişelere, paranoyalara göre hareket etmekten vazgeçmeleri. Böylece pek bir enerji gerektiren çalışma alanımıza dönebiliriz hep beraber, hani enerji darboğazındayız da zaten epeyidir.

Sonra unutulmaması gereken birşey de, grupların kendilerini nihai ve asıl eşcinsel örgütlenme olarak görmekten vazgeçmeleri. Korkmayın yanlız değilsiniz. Sizin gibi düşünmese de, sizin gibi davranmasa da, sizin yaptıklarınızı yapmasa da, başka başka şeyler yapsa da sizin dışınızda da örgütlenmeler var. Hareket sadece sizin omuzlarınızda yükselmiyor. Kimse kimsenin hamisi, abisi, ablası, yolgöstereni gibi görmesin kendisini.

Söylediklerimden de eşcinsel hareket adı altında yapılan herşey mübahtır, eleştirilemez anlaşılmıyordur umarım. Çünkü eleştiriyi ve tartışmayı dışlamıyor birliktelik. Göstermelik bir birlik değilse peşinde koştuğumuz, birbirimize saygımızı yitirmeden herşeyimizi didikleyebiliriz. Neyse bunu daha fazla uzatmayacağım şimdilik.

Sevgiler,
Görüşmek üzere,

Kaynak: KAOS GL dergisi, Aralık 2000