giriş sayfası

Bursa'da Eşcinsellik Paniği

önceki sayfa

 

İşte bu yüzden

Eşcinseller, yani halk arasında 'ibne' tabir edilen, kimilerinin zibidice bir yabancı hayranlığı dürtüsüyle, kimilerinin de bu yazıda geçen ikinci terimi kullanmaktan utandıkları için, ayıp olmasın diye 'gay' şeklindeki Amerikan deyimini uygun gördükleri kişiler, Bursa'da yürüyüş yaptılar.

Yaptılar da yapamadılar.

Çünkü engellendi. Üç metre bile yürüyemeden dağıldılar.

Olay Bursa'da geçiyor... Maça gitmek üzere toplanan ve bu arada bunları da protesto eden beş yüz kadar kişi, 'eşcinsel yürüyüşünün Bursa'nın imajını bozacağını' belirtmiş... (Burada ağır kara mizah var ama ben artık akıllandım, başıma dert almaya hiç niyetim yok. Fakat size bir kara mizah örneği daha: Eşcinsellerin Gökkuşağı Derneği'nin başkanı ve koli keserken 'Öykü' takma adını kullanan Ömer, İmam-Hatip Lisesi'nde bir süre okumuş!)

'Esas olarak maça giden' protestocuların ellerinde sopalar varmış ama artık o kadarcık da olacak, kullanmamışlar ya...

Oysa yürüyüş için valilikten izin alınmış. 'Tamamen kanuni' yani.

Fakat bizim örf ve adetlerimize uymuyor. Türkiye'de ibne yoktur. Olamaz.

Bir zamanlar 'Şengül Hamamı' isimli (ve de ayıptır söylemesi satış rekorları kıran) kitabım ünlü Muzır Kurulu kararıyla poşete girmişti de, karar gerekçesinde değerli kurul üyeleri şöyle demişlerdi: Yazar, Osmanlı İmparatorluğu'nda adeta eşcinsellik varmış gibi göstermektedir!

Evet, ben yalancı bir yazarım. Özür dileyerek geri alıyorum. Osmanlı'da da cumhuriyette de böyle şey olmaz.

Olamayacağı için de, olmayan şeyin yürüyüşü yapılmaz.

Oysa Batı'da vardır, bu tür yürüyüşler de çok sık yapılırlar. Suç işlenmediği, yani sağa sola saldırılmadığı, mala ve cana zarar verilmediği sürece de hiçkimse karışmaz, polis de izleyenler de karışamaz. (Zaten bu Batılılar ibnedir abi.)

Eskiden Paris'te iki ayrı 1 Mayıs gösterisi yapılırdı, Fransız Komünist Partisi'nin düzenlediği 'resmi' yürüyüş ayrı bir koldan, diğer marjinal solcuların, irili ufaklı örgütlerin, Troçkistler'in, bu arada elbette eşcinsellerin, yani 'aykırı' görünen ve özgürlük isteyen herkesin yürüyüşü ayrı bir koldan gider, ayrı ayrı ve uzak meydanlarda toplanırlardı (biri Bastille, diğeri Republique)...

Elbette Madımak olayı için dünyayı ayağa kaldıran değerli solcularımız, eşcinsel haklarını korumak için kıllarını bile kıpırdatmayacaklardır. Devrimci ibne olmaz arkadaş. Aslına bakarsanız içki de içmez, koyu çay içer. Örgütteki kızlarla da 'devrim nikahı' kıydırmadan yatamaz.

Elbette Internet ortamlarına imzasız küfürnameler döktüren ve son zamanlarda kendilerine 'blog yazarı' tabir edilen birçok dangalak da bana 'sen de mi öylesin' diye soracaktır. (Umarım dahi anlamına gelen 'de'yi ayrı yazmayı becerirler.)

Çoğunuz, Avrupa Birliği'ne gireceğinizi sanıyorsunuz. Sanmayan da, işte ne bileyim, çimento üretimindeki düşüklükten, ya da tek haneli rakamlara bir türlü inemeyen enflasyondan dolayı falan giremeyeceğini sanıyor. Kimisi Müslüman olduğumuz için bizi almayacaklarını düşünüyor.

Hayır, işte bu yüzden giremeyeceksiniz. Eşcinseller yürüyüş yapamadıkları için.

Aynı gün Erciyes Dağı'nın Tekir Yaylası'nda da tam dört yüz bin 'ülkücü' toplandı. Çadırlar kuruldu, nutuklar atıldı, şarkılar söylendi. Bunu yadırgamak kimsenin aklına gelmedi.

Avrupa Birliği konusunda beni karamsarlık ve bozgunculukla suçlayan değerli basın mensubu ve de liberal arkadaşlarımın yanaklarından şapur şupur öperim. Onlar Mauritius Adası'nda on dört zengin Türk tatil yapınca memleket kurtuldu da sanırlar...

8 Ağustos 2006, Engin Ardıç
Kaynak:
Akşam Gazetesi


Tıklayın: önceki sayfa