giriş sayfası

eski anasayfa
> Sevgi
> Konuyla ilgili öbür yazılar

> İbnistan Forum


Hakikat yok olup, var olur;

Her an ölür, her an dirilir.
Beni araştır, beni sorgula, beni yok et diyor.
Böyle olmasaydı, hakikat, hakikat olmazdı.
Çünkü her yok edelişinde hakikat, hakikat olarak var olur.

Zorla elimizde tutmaya çalıştığımız hakikat,
ölmekten korkan hakikat, zaten çoktan ölmüş.

Heribert Mürmann



Dün coştum seni özlemleyince aniden;

Senin yerin denilen göklere çıktım.

Ta ötelerden, yıldızlardan bir ses geldi:

Gafil bizde bildiğin Tanrı aslen sendedir dedi.

Ömer Hayyam (Çeviren: İsmail Emiroğlu )

Eşcinsellik ve Tekâmül

Bütün (bildiğim) dinlerin ve belki de ideolojilerin olduğu gibi İslamiyetin'in de iki yüzü var. Birisi kutsal denilen kural ve kelimelerin arkasında saklanan, ait olmayı ön plana koyup dışlanmaktan korkan ve sorgulamak günah olduğunu sanan, veya dini çıkar ve kişisel hırslar için kullanan, kalıpları putlaştıranların yaklaşım. Diğeri ise insanı ön planı tutan ciddi bir hakikat arayışının ifadesi olan yaklaşımlar. Din kendi kendine amaç olmaktan çıkıp arayış ön plandadır. Bu yaklaşımda dinin kalıpları da sonuçta bir araçtır. Hangi yolun en iyi olduğu konusunda farklı fikirler var olmaya devam etse de içeriğine ulaşmak ön plandadır. Güzel bir testiye tapmaktansa içindeki suyu içmek. Sufi deyişle, kutsal şarabı içmek. Müslüman mı, Hıristiyan mı, Putperest mi, Ateist mi sorusundan daha çok arayışının ciddiyeti önemlidir. Âşık olduğunuzda, bir anlamda inanç biter, çünkü Tanrı'yı seversiniz, kalbinizde hissedersiniz, hissetiğinize ad koymamışsanız bile. Yunus Emre gibi "Bu cennet bana ne" diyerek, cennet veya bir çıkar için değil, kendiniz için, Sevgi için doğru olanı bulmaya çalışacaksınız, çünkü içinizde Tanrı var olmaya başlamıştır, henüz ateistseniz bile.

Bunlar, Türkiye'de yaşayan, gayri Müslim, eşcinsel bir yabancı olarak, neden bu konuya girme ihtiyacı hissetiğimi anlatmak için yazdığım kişisel fikirler. Eşcinselliğin günah olup olmadığı konusunda kesin bir fikir empoze edebilmek konumunda değilim. Hatta her konu gibi cinsellik konusunun da her açıdan, ama her açıdan, sorgulanmaya açık kalması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bir konuda çok eminim, o da iki insanın kendi iradeleriyle yaşadığı cinsel ilişki, en fazla nefis açısından tartışılabilir, belki de tartışılmalı. Ancak bir çocuğu bu sebepten aileden kovmak, belki henüz cinsel ilişkide bile bulunmamiş bir genç erkeği, sırf hareketleri standart erkek tipine uymuyor diye aşağılamak ve böylece ona acı çektirmek, işini iyi yapan bir elemanı, sadece bu yüzünden işinden kovmak,... . Bunlar, nefisle mücadele ederken olası yenilgilerini aşan yanlışlıklar, yani alıştığınız dilde günahlar. Bir insanın yaşam tarzı eleştirmenin ön şartları saygı, sevgi ve dürüstlük olmalıdır. Bu, kendi fikirlerimizi sorgulamaya açık olmamızı da kapsar.
(Devamı şiir bölümünün altında!)

Sevgi


Us geldi sevenlere öğüt vermeye durdu

Yol kesmek istedi yolda oturda

Baktı sevenlerin başında öğütün yeri yok

Öptü hepsinin ayağını gidekoyuldu.



Koştum bir gül kopardım bağdan

Korkuyordum bahçıvanla karşılaşmaktan

Birden duydum tatlı sesini bahçıvanın

Tüm bahçe senin ne çıkar bir gül almaktan.



Öyle bitkindi ki sevgili sorma

Öyle yakıcıydı ki ayrılığı sorma

Yapma dedim sen yapma ben de yapmam dedi

Öyle tatlıydı ki bu sözü sorma.



İstersen dost varlığını bulmak

Öze giriver görünüşü bırak

Kat kat örtüler içindedir o

O kendinde iki evren onda saklı bak.



Mevlânâ Celaleddin Rumi, çeviri: İzmet Zeki Eyuboğlu
"Bütün Yönleriyle Mevlânâ Celâleddin" kitabından; Özgür Yayınları


Mevlânâ'dan bahsetmek adeta bir moda haline gelmiş. Bir güzelliği yok etme bir yolu onu putlaştırıp insandan uzaklaştırmak. Halbuki tapmak değil, anlamak, paylaşmak yani O olmak gerekirdi.
Mevlânâ, insan olarak ifade etmeye çalıştığı güzellik, yüzeysel hoşgörü veya ne istersen yap tarzından bir özgürlük değildir, kendimizde ve karşıdaki insanda Tanrı'yı görüp, daha hakkiki daha derin bir arayışa çağırmaktadır. Cihad onun için insanın insana karşı savaşı değil, her şeyden önce, insanın kendi nefsiyle mücadele ederken gelişmesi, tekamülüdür.



Devamı:

Eşcinsellik ve Tekâmül

Eğer bir düşmanımız varsa, özgürlük ve dürüstlük adına ateist olan değil, güçlü olan her kimseye yağ çeken dalkavuklar düşmandır. Sevgi ve dürüstlükte ifadesini bulan Tanrı'ya inanan dindar değil, dini, çıkar ve kişisel hırs için kullanarak, sevgiye ihanet edenlerdir. Serbest piyasa ekonomisinin özgürlüğüne ve esnekliğine, rekabet içinde en iyi sistemin oluşabileceğine inananlar değil, serbest piyasayı serbest haydutluk olarak uygulayanlar düşmandır. Herkes için eşitlik ve ekmek isteyen komünistler değil, komünizm adına vahşi diktatörlükler kuranlar düşmandır. Özgürlükçü, iktidarı olmayan, herkesin gönüllü katıldığı bir toplumu özleyen, sadece insanı kutsal sayan anarşist değil, para ve egoları dışında hiç bir şeyi kutsal saymayan düşmandır. Ve aslına bakarsak şu veya bu insan değil, olsa olsa katılık, gereksiz korkular, affetmezlik, aldatan bağımlılıklar gibi düşmanlar var.

Yani savaşımızın (cihadın) cephesi, farklı düşünenlerin arasında olmamalı. Tabii ki, insanlık adına farklı rüyalar kurmuş olan insanlar, birbiriyle tartışacak, belki de kavga edecek, ama sonuçta aynı tarafta olduklarını bilmeliler, nihayet bilmeliler.

Farklılıkları anlatmak için yukarıda siyah beyaz bir tablo çizdim. Ancak hiç bir insan özünde kötü değil, sadece zayıflıkların, bencilliğin, bağımlılığın ve hırsın tutsağı olma dereceleri farklı. Yanılabiliriz de. Ama dürüst olup, kendimizi ve önyargılarımızı sorgulamayı kabul edersek, yanılgılarımız bile, daha doğru olanı bulmak için bir basamak olacaktır.

Bazen en fazla sabir gerektiren, en zor savaş, içimizdeki mücadeledir. İçimizde başlar, sonra birlikte olduğumuz insanlarla, ancak ondan sonra toplumsal mücadelemizin bir anlamı olacaktır.

Eşcinsellik konusuna gelince, eğer birisi inançtan dolayı, başkasını yargılamadan ve ikiyüzlü olmadan, cinsel duygularını aşmaya çalışırsa, o halde olağanüstü zor ve saygıya değer bir savaşta bulunmaktadır. Eğer dürüst bir insansa, bu savaşının zorluğu, kendisine en azından insani zayıflıklara karşı hoşgörü öğretebilir. Eğer birisi kişisel inançtan dolayı ve dürüstlük adına, kendisiyle yüzleşmeye cesaret edip, "evet ben eşcinselim", derse ve bütün önyargı ve kişisel korkulara rağmen, kendi kendine sahip çıkarak bunu dürüst bir biçimde yaşamaya çalışırsa, o zaman bu insan da, saygıya değer bir savaşta bulunmaktadır. Savaşarak, bazen kaybederek de, hem kendine hem de farklı olan bütün insanlara karşı saygı ve hoşgörü öğrenebilir.

Sonuçta her ikisi, dürüst olmaya çalıştığında, bu zor mücadelenin sayesinde insan olarak gelişecektir. Hiç ama hiç kimsenin, vicdani bir karardan kaynaklanan bu kişisel mücadeleyi yargılama hakkı yoktur. Ancak insani destek verme hakkı vardır, çünkü henüz bir çok insan, eşcinsel insan, bu zor mücadelede, çok da yalnız kalmaktadır.

Heribert Mürmann

Bu konuda kendi fikirlerinizi esirgemeyin: İbnstan Forum

Bilgi, Fikirler

Eşcinsellik ile ilgili sanılan
Kur'an ayetleri
Efendisiz bir efendi:
Şeyh-ül Mey Kemal Efendi:
Alem-i kavm-i Lût hakkında
Eşcinsel Müslümanların ilk
Uluslararası Buluşması
Müslüman köktendinciler gay aktivisti ölümle tehdit etti
Homfob Müslümanlar
Ahmet:
Karanlık Bir Yolculuk
Zekeriya Gün:
Şark-İslâm Klasiklerinde
Eşcinsel Kültür

"...aşılması gereken basamaklardır bu tür aşklar. Sonunda ulaşılması gereken ilahî aşktır."
Koray Durak:
Roma'dan Bizans'a Geçişte Eşcinsellik
"...Hıristiyanlık, eşcinselliğe bakıştaki değişimde önemli bir rol oynasa da diğer kurumlar..."
İbnistan Forum
Siz de düşüncelerinizi paylaşın

sayfa başı

"Olduğun gibi görün! Göründüğün gibi ol!"

(Mevlana Celaleddin Rumi)